Fighting With The Waves: Lobitos

Please look below for english!

Lima’dan Piura’ya giden otobüse bindim. Yolculuk tam 21 saat sürdü. Aslında Piura’da inecektim. Fakat Lobitos’a gitmem için son durak Talara’da inmemi söylediler.

Talara’ya vardığımda ise Lobitos’a giden bir araca binmem gerekiyordu. Ama yağmur dolayısıyla yol kapalıydı. Neyse ki şansıma hostelin sahibi Talara’daydı ve beni de götürmek için beklemişti.

Bir arkadaşı jeep’iyle bizi götürecekti. Tanıştığımızda bayağı şaşırdım. Çünkü Peruluların tipik bir yüzü varken bizim patron bayağı sarışın mavi gözlüydü. Hostelde hiçbir müşterinin olmadığını ama bir sürü gönüllü olduğunu söyledi. Gönüllüler yemeği ortak almaya karar vermişti. Bu yüzden aracın içi onlar için aldığı yemekle doluydu. Lobitos’ta yemek alacak yer yoktu. Bu yüzden kasabadan yemekleri alıp hostele gitmek gerekiyordu. Ben de kendime az bir yemek almıştım. Ama hostele vardığımızda gönüllülerle konuşup onların yemeğine dahil oldum.

Lobitos, petrol için önce İngilizler tarafından fethediliyor. Uzun süre burada kalıyorlar. Güney Amerika’nın ilk tren yolu ve sineması burada yapılıyor. Evlerin hepsi İngiliz tarzı tek katlı, verandalı. İngilizler gidince Perulular burayı askeri alan haline getiriyor. Lobitos hala askeriyeye ait. Fakat artık burayı terk etmişler. Bu yüzden kasaba terk edilmiş binalarla dolu. Yaşayan insanlar çok az. Bizim hostel de bu eski askeri alanlardan birine yapılmış. Bir kısmı renove edilmiş. Bir kısmı ise terk edilmiş halde duruyor. Denizin beş yüz metre ilerisinde ve etrafında başka hiçbir şey yok. Bayağı kendinizi hiçliğin ortasında hissediyorsunuz burada.

Ben gelmeden önce resim yaptığımı söylemiştim. Gönüllülerden bir arkadaş Mauro da mimar. Patron bizden bir duvar resmi yapmamızı istedi. Girişte kocaman bir resim vardı. Ama tasarımı sevmediği için değiştirmemizi istiyordu. Yola çıktığımdan beri resim üstüne bir şey yapmak istiyordum. Bunun için aşırı mutlu oldum. Tuvalet temizlemek, çarşaf sermek yoktu. Ortak bir tasarım yapacak ve tüm gün resim yapacaktık.

Hostel, eski bir askeri alanda yer aldığı ve sörf hosteli olduğu için bu iki temayı kullanarak bir şey tasarlamamız istendi. Biz de sörf tahtaları fırlatan tanklar tasarladık. Tankların bulunduğu alanı gece, sörfçülerin denize iniş yaptığı alanı gündüz yaptık. İki bölümü ise kamuflaj deseniyle böldük. Önceki tasarımı kapatmak için iki kat beyaza boyamamız gerekti. Daha sonra ise tasarımımızı yapmaya başladık.

Mauro ile çalıştığım için çok mutluydum. Çünkü hem çok iyi anlaşıyorduk hem de birbirimizi iyi destekliyorduk. Biriyle tasarım yapmak kolay değildir. Bir yorum yaparsınız, alınır. Ama biz sürekli birbirimize sorduk, fikir aldık. Birbirimizin yorumlarından da hiç gücenmedik.

İş güzel gidiyordu da hostelde kalmak zordu. Çünkü yağmur sezonundaydık ve hostel karasinek ve sivrisinek kaynıyordu. Sabah karasinekler yemeğinizi yemesin diye ayakta yemeniz, sivrisinekler ısırmasın diye sürekli koruyucu sıkmanız gerekiyordu. Özellikle resim yaparken sürekli konan karasineklerle savaş halindeydik.

Üstüne üstlük yağmurdan dolayı yol kapalıydı ve tankerle su Talara’dan geldiği için günlerce susuz kaldığımız oluyordu. Banyoya gittikten sonra su dökmek için okyanusa gidip kovayla su taşımak gerekiyordu. Her gün duş niyetine denize gidiyorduk. Ama bu sefer de sürekli tuzlu olarak dolanıyorduk. Güya internetimiz vardı. Ama dünyanın en yavaş internetiydi ve odalarda çekmiyordu.

Yemeğimiz bitince bir grup kendini feda edip Talara’ya gitti. Ama toplu alışveriş yapıp onca şey taşıyınca isyan etmişlerdi. Çoğu gönüllü çok az süre kalıp kaçtı. Biz ise resmi bitirmeden gidemiyorduk. Hem sürekli yer değiştirmekten yorulmuştum. Dinlenmek istiyordum. Ama son günler artık ben de isyanın eşiğine geldim.

Lobitos, sörf yapıyorsanız harika. Çünkü inanılmaz büyük ve güzel dalgaları var. Hatta o kadar büyük ki bir gün kendimi dalgalardan zor kurtardım. Az daha boğuluyordum. 😁 Denizin direkt dibinde olmak da harika. Bir gün tüm gece içip gecenin sonunda koşarak çırılçıplak denize girdik. Ay ışığıyla yarım saat denizde durduk, dalgalarla bütün olduk. Lobitos’ta sayamayacağım kadar güzel deneyimler edindim. Çok güzel bir arkadaş grubu edindim. Ama bu şartlarda kalmak çok zorlayıcı oldu.

Resmi bitirmemize yakın Mauro’ya iki gün içinde biz de bitirelim ve gidelim dedim. Son günlerde ışık hızıyla kalan detayları yaptık ve resmi bitirdik.

Benim planım Cusco’ya devam etmekti. Ama bundan önce Trujillo’ya gidip biraz kalmaya karar verdik. Ondan sonra ben Cusco’ya gitmek için Lima’ya devam edecektim. Mauro’yla Talara’dan Piura’ya gittik. Trujillo için gece otobüsüne atladık. Bizi hiç tahmin etmediğimiz şeyler bekliyordu.

I took a bus from Lima to Piura. It took 21 hours to arrive there. I was going to get off in Piura. But they told me to go to Lobitos, I had to take off in Talara. When I arrived to Talara, the road going Lobitos was closed. But I was lucky. Because the owner of the hostel was in Talara also and waited for me to take me to the hostel.

A friend of his was going to take us there by his jeep. I got surprised when we met. Because my boss wasn’t like typical Peruvian. He was blonde with blue eyes. Later I learnt that his family was coming from Spain. He told me there wasn’t any guest in the hostel, but a bunch of volunteers. He was carrying food for them. In Lobitos, there is not a place to buy food. So you have to buy your food in Talara. And the volunteers decided to buy all food and share the expenses. I had already bought food for myself. But later I joined them.

Lobitos once was conquered by englishmen. Because it has a lot of source of petrol. The englishmen stayed here for years. They even built the first cinema and railway of South America. They also built all town with English styled houses. When Peruvians took over the town, they used it for military purposes. Lobitos still belongs to Peruvian army. But they don’t use it anymore. So it’s full of abandoned buildings. It has a very little population. Our hostel was in one of the military area. They renewed some buildings. But there were a lot of abandoned buildings near the hostel as well. It is in front of the ocean. There isn’t anything else around. So you feel yourself in the middle of nothing.


I had said I paint before I came here. There was another friend, called Mauro, who is an architect. Our boss asked us to do a wall paint. There was a huge wall painting in the enterance of the hostel. But he didn’t like it and wanted to change. I always wanted to do something about painting on my journey. So I was so happy that I had the chance finally. I prefer to paint, not to clean bathrooms. We were going to design something and paint all day.

As the hostel was in a military area and it was a surfing hostel now, he wanted us to design something about these two things. So we designed tanks shooting surfers at night and surfers arriving to the morning and landing to the waves. We had to paint the wall white twice to cover the old painting. Later we started to paint.

I was so happy that I was working with Mauro. Because we got along very well and we supported each other really good. It is not easy to design something with someone. You comment about his work and he can misunderstand it. But we always asked each other’s opinion. We didn’t get offense by the other one’s comment.

Everything was perfect about work. But it was so hard to stay in the hostel. It was raining season. So the town was full of mosquitos and flies. We had to eat everything really fast. Otherwise the flies were covering the food. We had to use protection all the time for mosquitos. Specially while we were painting, we were fighting againt the flies.

Because of the rain, the road was closed. We were taking the water from Talara. So when the road was closed, there was no water in the showers and toilets. Whenever we used the bathroom, we had to carry water from the ocean. We were going to the beach as taking a shower. But we were salty all the time. Also we had the slowest internet in the world.

When we finished our food stock, a part of volunteers sacrified them to buy food from Talara. But they were exausted when they came back. Most of the volunteers left earlier than they planned. We had to finish the painting. Also I was too tired to change the places before I came here. It would be my resting place. But even for me, the last days were really hard.

Lobitos is a paradise if you surf. The waves are huge and perfectly curvy. But they are so huge that I was about to drown once. It was perfect to be so close to the ocean. One day we drank a lot and just went to the ocean naked under full moon. I lived a lot of good experiences in Lobitos. I gained a wonderful group of friends. But still it was too hard to stay there.

When we were about to finish our painting, I said Mauro to finish it in two days and leave Lobitos. We completed the details really fast in the last days.

My plan was to go to Cusco. But we decided to go to Trujillo and stay there for a while. Later I was going to go to Lima to take a bus to Cusco. We went to Piura from Talara and took a bus for Trujillo. We were going to live a lot of things there that we didn’t expect.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s