Wineland: Mendoza

Türkçe için aşağı devam ediniz! 👇🏻

After a long time, I found free time to write on my blog. Before coming to Santiago, Mendoza was my last stop in Argentina. Mendoza is the most suitable city for winery because of its climate. So italian families who immigrated to Argentina and used to make wine, settled in Mendoza.

I hitchhiked from Cordoba to Mendoza and it lasted more than I expected. My host of Couchsurfing was so easygoing even if I arrived so late to his house. As I arrived so late, I didn’t have the chance to look around. When I woke up, this view welcomed me from the balcony. And I thought that I was staying near a park. But when I went out, I knew that I was wrong.

Mendoza is a city full of trees. It might be one of the greenest city in Argentina. When I said that to my host, he said Mendoza used to be a dessert. But people that came here planted those trees and made the city green. If you think that we are killing all the nature now, this is a rare example.

I spent my first day by resting. When my host came to home, he asked me if I wanted to see a match in stadium. I am in Argentina and I couldn’t miss the chance to see a match here. And it has been a long time that I didn’t go to a stadium. I said yes! Here tickets are half price for children and women. It was raining that day. So there weren’t a lot of people. We got wet. But it was fun. And I learnt a lot of bad words in spanish! 😂

Coquimbito is the town of Mendoza where the wineries are. I decided to spend my second day here. There are a lot of buses going there from the city center. Once you arrive there, you rent a bike and visit the wineries. Generally people rent a bike and visit lots of wineries and get drunk. Because why not? 🍷

I just wanted to visit a boutique one. So I didn’t rent a bike. I took a bus to go there. But I was so stupid to get off very early. So I had to walk a lot and it was hot like hell. So after ten minutes later, I gave up and decided to hitchhike. In that minute, a car stopped by and asked me for direction. I said if he lift me there, I could show him how he could go. Win win situation! 👊🏻

I arrived the winery. The one that I visited was Familia Di Tommaso. It is a winery of a well-established family. I joined the tour, got information about making wine, walked around in vineyard. Later we tasted delicious wines. The zone is like Italy. It is so quiet and peaceful! You are feeling so relaxed there. After the visit, I came back to city center with the same bus.

On my last day, finally I walked around in the city. In Mendoza, there is a main park in the center and it surrounded by four little parks. One of them was so close to where I stayed. It is called “Plaza de España”. As you can understand by the name, its architecture was inspired by Spain. You feel yourself as you’re in Seville in that park. I fell in love with its details!

After spending my day in parks, I prepared for my first international hitchhike. The day after, my host dropped me in a good point to hitchhike. While we were saying goodbye each other, a car stopped by and said he could lift me until the midway. Then I found a second car which went to Santiago directly. And he dropped me until where I wanted to go. I was so lucky for this time!

After all, it has been a month I am in Santiago, working really hard. I met a lot of cool people here. I get tired on the job. But I earn money. As I work a lot, I couldn’t write here before and I should write about Santiago for thousand pages! I am going to do that, not thousand pages. But I have to talk about Santiago. Later I will hit the road to the north of Chile! ✌🏻️

Uzun bir aradan sonra yeni yazımı yazmaya ancak fırsat buluyorum. Santiago’ya gelmeden önceki durağım Arjantin’in şarap şehri Mendoza olmuştu. Mendoza iklim gereği bağcılığa en yatkın bölge. Hal böyle olunca da şarapçılık geçmişi olan İtalyan ailelerin yerleştiği bir şehir haline gelmiş.

Cordoba’dan Mendoza’ya beklediğimden de uzun bir otostop yolculuğuyla vardım. Couchsurfing’ten bulduğum ev sahibim geç varmama rağmen oldukça anlayışlıydı. Geç vardığım için direkt uyudum ve şehre bakma fırsatım olmadı. Sabah kalktığımda ise yukarıdaki gibi bir manzara ile karşılaştım. Kaldığım evin karşısında büyük bir park var diye düşünmüştüm. Ama sokağa çıktığımda hiç de öyle olmadığını gördüm.

Mendoza, tüm sokakları ağaçlarla çevrili bir şehir. Arjantin’in belki de en yeşil şehirlerinden biri. Ev sahibime sorduğumda ise Mendoza’nın önceden gerçek anlamda çöl olduğunu ama buraya yerleşen insanların burayı yeşillendirdiğini söyledi. Girdiğimiz her ormanı çöle çevirdiğimizi düşünürsek bu gerçekten nadir rastlanacak bir durum.

İlk günümü biraz dinlenerek geçirdim. Ev sahibim işten geldiğinde akşam maça gideceğini, gelmek isteyip istemediğimi sordu. Futbol ülkesinde maç izleme fırsatını kaçırmak aptallık olur diye hemen evet dedim. Ayrıca futbolu ve maç izlemeyi aşırı seviyorum ve uzun zamandır maç izlemeye gitmemiştim. Burada biletler kadınlar ve çocuklar için yarı fiyatına. O gün yağışlı olduğu için stad aşırı dolu değildi. Biraz ıslansak da keyifli bir maç izledik. Hem de ispanyolcadaki küfür haznemi geliştirdim. 😂

Mendoza’nın Coquimbito adlı kasabası, şarap evlerinin ve bağlarının olduğu bölge. İkinci günü buraya ayırmaya karar verdim. Mendoza merkezden birkaç otobüs şarap evlerinin olduğu yere direkt gidiyor. Coquimbito’da ise bisiklet kiralayarak gezebiliyorsunuz. Genelde insanlar bisiklet kiralayıp birkaç bağ geziyor ve sabahtan akşama kadar şarap tadıyor. Ringa ringa şişeler! 🍾

Ben butik bir tane bağa gitmek istedim ve ev sahibimin önerisine uydum. Bir tanesine gideceğim için de bisiklet kiralamak istemedim. Fakat otobüsten oldukça erken inmişim. Daha doğrusu burasının o kadar büyük olduğunu tahmin etmedim ve yürürüm diye düşündüm. Sıcağın altında yürümeye başlayıp iki dakikada pes ettim. Çünkü hem yürüyebileceğim gölge bir alan yoktu hem de oldukça yürümem gerekiyordu. Tam gideceğim yere otostop çekeyim diye düşünüyordum ki bir araba yol sormak için durdu. Gitmek istediğim yer de yolunun üstündeydi. Beni bırakırsan tarif ederim dedim ve atladım arabaya. Yüzsüzlük mode on! 😌


Bağ evine vardıktan sonra hemen tanıtım turuna dahil oldum. 80 Arjantin Pesosu ödeyerek hem şarap yapım süreçlerini, hem de bağ evinin tarihini öğreniyorsunuz. Tur sonunda da çeşitli şarapları tadıyorsunuz. Ziyaret ettiğim bağ evi Familia Di Tomassio adında italyan bir ailenin eviydi. Oldukça eski ve köklü bir ailenin şarap bağı. Hem butik olması hem de içerideki çalışanların güleryüzlülüğü sizi oldukça huzurlu hissettiriyor. Bölgenin komple İtalya’ya benzediğini düşünürsek de mutsuz olmanız imkansız.

Turumu bitirdikten sonra aynı otobüsle şehir merkezine döndüm. Üçüncü son günümü ise şehirde gezmeye ayırdım. Şehir merkezinde 5 tane park bulunuyor. Tam merkezde bir büyük park, köşelerini takip eden çizgilerde de dört tane küçük park bulunmakta. Kaldığım ev bu küçük parklardan biri olan Plaza de España’ya çok yakındı. Parkın mimarisi için İspanya’dan esinlenilmiş. O yüzden içerideyken Mendoza’da değil de Sevilla’da gibi hissediyorsunuz. Detaylarına aşık olmamak elde değil. 😍

Son günümü parklarda yayılıp dinlenerek geçirdim ve akşam otostop hazırlıklarıma başladım.

Ertesi sabah ev sahibim arabayla otostop için en uygun olan noktaya beni bıraktı. Bu defa daha da heyecanlıydım. Çünkü ilk defa ülkeler arası otostop çekecektim.

Ama aşırı şanslıydım. Çünkü tam bu fotoğrafı çekerken bir araba durdu ve yarı yola kadar gideceğini söyledi. Aracın sahibinin oğlu da otostopla geziyormuş ve babasına insanları arabasına alsın diye baskı yapıyormuş. Ama benim oğlum hippi, onu yolda görsem ben de almam diyor 😁

Yarı yolda indikten sonra çok beklemeden ikinci bir araç buldum ve şansıma bu araç Santiago merkeze kadar geliyordu. Üstelik şehre vardıktan sonra büyük çantamı görüp bana acıdı ve gitmek istediğim yerin kapısına kadar beni bıraktı. Otostop konusunda VIP hizmete terfi ettiğim ve 6 saatte ülke değiştirdiğim gerçeküstü bir yolculuk oldu.

Gerisi ise malum. Bir aydır Santiago’da inanılmaz güzel bir ortamın içindeyim. Hem tanıştığım herkes çok iyi, hem de yorulsam da para kazanıyorum. Burada zamanı o kadar dolu dolu geçirdim ki bloğuma hiç yazamadım. Santiago ilgili de bir değil on yazı yazmam lazım belki. En kısa zamanda onu da ekleyip Şili’nin kuzeyine doğru yol alacağım! ✌🏻️

1 Comment

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s