For English, please look below!

Montevideo’dan sonraki durağım Rosario’dayım. Rosario, Che Guevara ve Messi’nin doğduğu şehir. Ayrıca Arjantin bayrağının da yaratıldığı yer. Bu yüzden tarihte önemli bir yere sahip.

Batı kıyısından geçen Parana Nehri şehrin şekillenmesinde önemli bir rol oynamış. Ayrıca demiryolları yapımı için gelen İngilizler şehre futbolu getirince Messi gibi isimlerin doğması kaçınılmaz olmuş.

Buenos Aires’i ayrı tutarsak Rosario birçok önemli aktiviteye ev sahipliği yapıyor. Çünkü halkı bu konuda oldukça aktif. Ayrıca burada hem tango öğretilen hem de tango müzikleriyle insanların dans ettiği birçok milangoya gidebilirsiniz.

Birisi bu fotoğrafa “Wasted” eklentisi yapsın lütfen.

Burada kaldığım ilk evin sahibi şehri hakkında oldukça bilgiliydi. Bu yüzden beni tarihi konusunda oldukça aydınlattı. Tavsiyesi üzerine ilk günümde Monumento Nacional a la Bandera‘yı ziyaret ettim. Arjantin bayrağı için yapılan bu anıt büyük bir kuleden oluşuyor. Küçük bir ücret karşılığında da kuleye çıkıp tüm şehri görebiliyorsunuz. Ayrıca kulenin arkasında Arjantin’in bağımsızlık savaşında şehit olan askerler için yanan bir ateş mevcut. Anıtın tam karşısında askerlerin isimlerinin yazdığı ayrıca bir anıt daha var.

Kuleyi çıktıktan sonra merkezde biraz dolaştım. Arjantin’e Güney Amerika’nın Avrupası demelerinin bir sebebi var. Hem Avrupa’dan oldukça göç almış hem de gelenlerin kültürünü ülkeye adapte etmiş. Bu yüzden sokaklarında dolaşırken kendinizi Avrupa’da gibi hissediyorsunuz. Tek fark var. O da insanları daha konuşkan, daha yardımsever ve yabancılara inanılmaz candan davranıyorlar.

Rosario’da görülmesi gereken diğer şey ise Museo de La Memoria. Yetmişli yıllarda süren diktatörlük boyunca ordunun elinde olan bu binayı daha sonradan müzeleştiriyorlar. Müzede diktatörlük döneminde yakalanmış, işkence görmüş ve öldükten sonra dereye atıldıkları için bir mezarı bile olmayan binlerce gencin adı var. Aynı dönemde kaybolan çocuklarını aramak için sokaklara dökülen annelerin hikayesi de müzede yer alıyor. Bu anneler Plaza de Mayo’da beyaz eşarpları ile protesto yaptıkları için kendilerine Plaza de Mayo Anneleri denmiş ve taktıkları beyaz eşarp ikonlaşmış. Ben müzede okuduklarım ve gördüklerimden sonra gözyaşlarımı tutamadım. Kilometrelerce ötede de olsa aynı acıların yaşanmış olması ne utanç verici…

Diktatörlük döneminde kaybolan(!) çiftlerin ve asla doğmayacak çocuklarının adlarının yazılı olduğu alan
Ama vazgeçmeden oğlumu, tüm oğulları aramaya devam ettim. Çünkü benim için başka bir annenin oğlu da biraz benim oğlumdu. Onların her biri bizim oğullarımızdı. Çabalayan her bir annenin oğlu…

Rosario’da onlarca parka rastlamanız mümkün. İki blok yürüyüp bir parka oturuyorsunuz ve bu böyle sürüp gidiyor. Çoğu parkta da wifi var ☺️

Arjantin, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kapılarını Avrupa ülkelerine açıyor ve savaştan kaçanları ülkesine davet ediyor. Bu yüzden İtalya’dan gelenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çok. Hal böyle olunca da İtalyan dondurması buraya da gelmiş. Dolayısıyla Güney Amerika’nın en güzel dondurmalarını burada yiyebilirsiniz.

Tabii ki her yerde Che var 🤗

Buraya geldikten 4 gün sonra evimi değiştirdim. Bir aydan sonra ilk defa kadın ev sahibim oldu. Diğer kaldığım ev sahiplerimden şikayetçi değilim ama saç kremi olan bir banyoda yıkanmanın mutluluğunu hiçbir şey vermiyor. Kaldığım son günlerde kız muhabbetinin dibine düştüm. Buraya gelmeden önce aşırı cool olduğum için maviye boyadığım saçım bir ay sonunda abuk bir yeşile dönmüştü. O saç tekrardan maviye boyandı. Bir yandan oje sürüp bir yandan “Oha bu çocuk çok yakışıklı, bak bak bak” diye birbirini dürtme keyfi 😌

Buralarda hava iyice ısındı. Bu yüzden Rosario’da herkes nehir kenarındaki sahillere akın etmeye başladı. Biz de hafta sonu makyajımızı yaptık, bikinilerimizi giydik. Doğru sahile yollandık. Nehirde bulunan kocaman bir ada olduğu için Rosarino’ların bir kısmı kayağa biniyor ve hafta sonları karşıya geçiyor. (Kayaklarda kürek çeken kaslı çocuklar kalp ben.) Adada, gelenler için birkaç bar ve restoran mevcutmuş. Ben de hayatımda ilk defa kayağa binmiş oldum! Ama vakit darlığından dolayı adaya geçmedik ama sahilde güneşlendiğimiz ve adadan gelenleri izlediğimiz güzel bir hafta sonuydu 😍

Yaptım diye bağırdığım an

Kızlar sizin için geliyor! Arjantin erkekleri… Birçoğunun İtalyan asıllı olduğunu düşünürsek çoğu fena değil ahaha. Ayrıca başka ülkeden geldiğinizi söylediğinizde gözleri kocaman açılıyor. Maalesef hepsi aşırı flörtöz. Ama öyle böyle değil. Yani bizdeki flörtöz erkekleri düşünün. Onu bir de onla çarpın 😱 Bir de yabancıysanız yılbaşında Taksim’e giden İngiliz kız muamelesi görüyorsunuz.

Pazar günü sahilde beş tane Kolombiya’lı ile tanıştık. Daha doğrusu onlar zorla gelip kendini tanıttı. Çünkü burada herkes birbiriyle konuşuyor. O ona laf atıyor. Diğeri geliyor, “Hacı bir bardak da bana mate koy” diyor. Matesini içiyor, gidiyor. Öyle bir ortam var. Neyse bu Bayrampaşa’nın bağrından çıkmış gibi olan Kolombiya’lılar aksanımın ne kadar tatlı olduğundan girdiler, yabancı olduğum için ne kadar çekici olduğumdan çıktılar. Beş erkek aynı anda aynı şeyleri söylüyorlar ve ben gülmekten yerlere yatıyorum. Çünkü izlemek için aşırı komikler. Hoşuma gittiği için değil ama beni kazanmak için aşırı kasmaları takdire şayandı! Bu arada yanımda ev sahibim, onun annesi de var ve hep beraber gülüyoruz hallerine. Okey, onore oldum ama BİR SAKİN OLUN ULAN ARTIK demek istedim. 😂 Paçayı zor kurtardık kendilerinden. Altı ay sonra Kolombiya’ya gideceğimi düşününce hafiften tırsıyorum, yalan değil. Bunlar beni çiğ çiğ yer 😞

Ertesi gün Cordoba’ya doğru yol alıyorum. İlk defa otostop çekeceğim. Çünkü otobüs, tren derken para çok fazla harcanıyor ve artık cidden masraflarımı kısmam lazım. Zira Arjantin oldukça pahalı bir ülke. Cordoba’da bir hostelde bir ay gönüllü olarak çalışacağım. Böylece bir ay bedava hostelde kalacağım. Bir ay yatıştan sonra çalışmanın vakti geldi! 💃🏻

After Montevideo, I arrived in Rosario, the birthplace of both Che Guevara and Messi. It’s also where the Argentine flag was created, making it a historically significant city.

The Paraná River also plays an important role in the city. The Englishmen who came to work on the railways brought football to Rosario, which made it inevitable that great football players like Messi were born here. Rosario hosts many activities, as the people of the city are open to all kinds of events such as cinema, dance, and more. You can visit one of the milongas here, where you can learn to dance the tango.

My first host here is incredibly knowledgeable about his city, and he taught me a lot about the history of Rosario. On my first day, as he recommended, I visited the Monumento Nacional a la Bandera. The monument, dedicated to the Argentine flag, is a tall tower that you can climb for a reasonable price. Once at the top, you can enjoy a panoramic view of the entire city. Behind the monument, there is a flame that burns in memory of all the soldiers who died in the War of Independence. Additionally, there is a monument with the names of all the soldiers inscribed on it.

After visiting the monument, I took a walk around the city center. There’s a reason why Argentina is often called the “Europe of South America.” You feel as if you’re in Europe because many Europeans immigrated here, and the country has adapted their culture very well. There is one key difference, though: the people here are much friendlier and love to help tourists.

Another item on your bucket list is to visit Museo de la Memoria. The government renovated and converted the building, which was once held by the army during the dictatorship years, into a museum. At the museum, you can see documents about the young people who were tortured and killed by the dictatorship, whose bodies were discarded in the river instead of being given a proper burial. After the dictatorship ended, the mothers of the victims began protesting in Plaza de Mayo to find their sons and daughters, wearing white scarves on their heads. These mothers became known as the Mothers of the Plaza de Mayo, and their white scarves have become iconic in history. I couldn’t help but cry after what I saw at the museum. It’s a tragedy that humanity repeats such horrible acts in different places.

Then someone asked me, “Who do you have that’s disappeared?” That word hit me like a punch, but at the same time, I understood that I was not alone — we all lived through the same experience.

What I loved about Rosario is that there are so many parks here. You just walk two blocks and find a park, keep walking, and see another one. Plus, most of them have free Wi-Fi!

As Argentina opened its doors to Europeans fleeing WWII, many Italians came here, bringing their culture with them, including delicious Italian ice cream. So, you can taste the best ice cream in South America right here.

After four days, I changed hosts, and a month later, I started staying with a girl! You can’t imagine how important this was to me. I almost cried when I saw a hair conditioner in the bathroom. I had just polished my nails and dyed my horrible green hair, which I had done before coming here, thinking it would be super cool to have blue hair. And, of course, commenting on boys is a must in a girls’ house!

The weather is getting better here, so over the weekend, we spent our time sunbathing on the river beach in our bikinis. The locals mostly use kayaks to reach an island in the middle of the Paraná River (guys with muscles riding kayaks, yeah!). I also learned that there are a few bars and restaurants on the island for visitors. I tried paddling a kayak as well, but we didn’t have much time, so we didn’t make it to the island.

Now, this part is for the girls. Argentine guys! If you remember that many of them have roots in Italy, they’re pretty awesome. And they’re really into foreign girls. I said “really.” They love to flirt and tell lies in hopes of winning you over. So, if you’re from another country, you’re basically a guy magnet in Argentina.

For example, on Sunday, we met some Colombian guys. They literally appeared out of nowhere and started talking without taking a breath. When they found out I was foreign, they began complimenting my Spanish accent and saying other odd things. I just laughed because it was too funny to watch them. They were like little puppies barking at me, trying to catch my attention. I was thinking, “Okay, guys. Can you just shut up, please?!”

I managed to survive their attention for a while. But in six months, I’ll be in Colombia, and I admit I’m a little scared. I feel like I’ll be a bunny in a lion’s cage!

Tomorrow, I’m going to Córdoba for my first hitchhiking experience. I’ve spent most of my money on transportation and need to save a bit because Argentina is an expensive country. In Córdoba, I’ll be working as a volunteer in a hostel for a month. After that, it’ll be time for me to start working.

Thoughts, tips, or just saying hi? Drop a comment!